11 Eylül 2010 Cumartesi


İstanbul - Yalova - Çınarcık - Termal gezimiz.

12 Eylül 2010 İstanbul konu başlığı altında yapmayı kararlaştırdığımız geziyi havakoşulları nedeniyle bir gün öne çekip 11 Eylül Cumartesi'ye almıştık. Ancak, hem 11 Eylül'de çalışan arkadaşlarımız olduğundan hem de 10 Eylül Cuma günü çıkan aşırı poyraz nedeniyle bazı arkadaşlarımız geziye gelmekten vazgeçmişlerdi.


sabah 09:20'da bostancı adalar iskelesine önceden karar verildiği gibi gittim belki gelen olur diye. sonra 09:30'da tek başıma yola çıktım. ben yola çıktıktan 10dk sonra polo bni cepten aramış tabi ben bunu eskihisar - topçular feribotu haraket ettikten sonra farkettim. neyse konuştuk sözleşik derken saat 12:00 civarı polo34 ile yalova'da buluşup çınarcık'ta ve termal'de gezdik. toplamda 191km yol yaptım. (polo34'un km'si birazdaha fazla olacaktır karşı taraftan geldiği için)

istanbul'da sabah rüzgar fazla yoktu ama eskihisar'a doğru gittikçe etkisini azda olsa hissettirdi. ancak yalova çınarcık ve termal'de rüzgardan eser yoktu. bence gelmeyenler geziyi boşuna kaçırmış oldular. 

geri dönüş yolumuzda feribottan eskihisar'da indikten sonra rüzgar etkisini hissedilebilir şekilde arttırmaya başladı ve sahilden dragos'a doğru yakşalırken ufukta pekte hoş olmayan bulutlar görünmeye başladı. sonuç itibariyle saat 18:25'te eve vardım. 

Unutmadan, Kartal'da düzenlenen miting yüzünden yollar tam bir kabustu. Sahilyolun'da ters yönden giden arabalar mı istersiniz, kaldırımlardan giden otobüsler mi istersiniz. Tabi bizde ortama uyduk ve kaldırımlara çıka ine bir yol bulup trafiğe fazla takılmadan ilerledik.

Lafı daha fazla uzatmadan isiz fotoğraflarla başbaşa bırakıyorum.


bir kez daha feribottayım. polo34 ile henüz buluşmadığımızdan fotoğrafta yer almıyor.


yolda karşılaştığım 3 motorlu bir grup. şansa aynı feribota denk geldik. tanışma şansım olmadı ama yanlarındaki eşyalardan uzun bir yola gittiklerini tahmin ediyorum.


bir yanlış sulama kurbanı daha. feribottaki merdivenleri yıkamışlar, aşağı motora doğru inerken ayağım kaydı ve bir kaç basamak kayarak düştüm. kaskı basamaklara sürtmüşüm sert bir şekilde. ağız kısmında ve sol tarafında boydan boya derin çizikler oluştu. bir yerimi sakatlamadğım için şanslıyım.


yalova'dayım.


yalova girişinden bir başka kare.


Polo34 ile buluşmadan önce vakit öldürmek için Yalova merkezinde bir parka gidip dinleniyorum.





Saat 12:00 civarında Polo34 ile buluşup Çınarcık'a gidiyoruz.

Motorlarımızın uzaktan çekilmiş bir fotoğrafı.


Öğle yemeğimiz.


Polo34 




ve ben


Bundan sonraki fotoğraflar ise Termal'e ait rastgele kareler.







Polo34 Termal Parkla ilgili ayrıntılı bilgiler vermişti ama yorgunluktan şu an hiçbrini hatırlamıyorum. Göz, miğde ve ayak için ayrı ayrı çeşmeler vardı. Hangi fotoğraf hangisine ait çıkaramıyacağım  (bu kadar kötü açıklama olmazki kardeşim!!!  )















Yalova'ya yolu düşenlerin Termale gitmelerini şiddetle öneriyorum. Çok güzel ağaçlar altında bir yolu var seyretmeye doyamıyorsunuz, hatta seyrederken uykunuz geliyor. 















Polo bu dere yataklarından eskiden gürül gürül sular aktığını anlatıyor..










Dönüş feribotunda iki motorcu ile karşılaşıyoruz. bir CBR 600 F ile diğeri ise VTR gibi bi şeydi yanlış hatırlamıyorsam. 600F bodrumdan geliyormuş. hemen atlıyorum lafa 2 ay önce bende bununla gittim diye adam helal olsun iyi cesaret diye yanıt veriyor 


büyük abisi ve küçük kardeşi 


bu karede alıştığımız bir manzara ile karşı karşıyayız. istanbul'da birbiriyle yarışan minibüsçüler gibi birbiriyle yarışan iki feribot, bizimkisi ve yanındaki. en arkadaki beyaz ido feribotu yalova'ya doğru gidiyor, yarışla bir ilgisi yok 




Sonuç: Uzun zamandır MT'den birileriyle tanışıp bir gezi organizasyonunda bulunmayı istiyordum. aslında 8 motor olcaktık fakat gezi tarihindeki değişiklik ve cuma günü çıkan sert rüzgardan çekinen arkadaşların katılamamasıyla sadece iki kişi olarak bu geziyi gerçekleştirdik. MT istanbul olarak daha fazla etkinlik yapılmasını. Günü birlik geziler ile piknik - mangal organizasyonları ile daha aktif olmamız gerektiğini düşünüyorum ve bu gezinin güzel bir başlangıç olmasını diliyorum.

1 Eylül 2010 Çarşamba

Şanslı bir kaza ve sonrası.


Şanslı bir kaza ve sonrası.

Bugün saat 13:00 civarında motorumun periyodik bakımın yaptırmakı için servise gidiyordum. 

Bağdat Caddesinin sonlarında doğru Fenerbahçe Stadını geçtikten sonra bir sapak vardır, yol burda Kadıköy'e ve Hasanpaşa'ya gitmek için sağa kıvrılır ve metrobüs durağının oraya döner, bilenler bilir. Aynı sapaktan önce köprü yolundan gelenler içinde kadıköy çıkışı olduğundan dolayı yol çok karmaşık olur ve burda sağa yanaşmak motorsikletler için tam bir kabus halini alır.

Neyse çok uzattım..

Öğlen yağış olduğu sıralarda üzerimde tam koruma ve lacivert bir yağmurluk ile bahsettiğim hasanpaşa sapağına girmek için 40km ile sinyal vererek yavaşça şerit değiştiriyordum, aynamıda kontrol ediyorum bir yandan, derken bir VW jetta hızla beni sıyırarak sağ sinyal lambaba çarptı ben ise refleks ile frenlere asılıp motoru sola çektim, ön lastik biraz kaydı ama freni gevşetince toparladı, ayağımı yere koymadan ve düşmeden toparladım. çok şanslıydım eğer düşüp kaysaydım arkadan gelen araçlar beni ezebilirdi. Yere düşmememi iki aracın hızınında düşük olmasına ve lastiklerimin yeni olmasına (3bin km oldu) bağlıyorum. Pirelli MT75'lerin bir kez daha kaliteesini gösterdiğine inanıyorum.

aracı kullanan kişi 50 - 60 yaş aralığında bir avukattı. ısrarla hatasını kabul etmek istemedi, arkadan vuran o olduğu halde. önce camı açtı "bıktık sizlerden" diye başladı söylenmeye, ben gidicem ne yaparsan yap gibi şeyler söylemeye başladı. eğer giderse plakasını alıp polise "vur kaç" şikayetinde bulunacağımı söylediğimde ise çaresiz bir şekilde arabasından inip benimle 2 saat boyunca o sağnak yağışın altında polis bekledi.

2 saat sonra polis geldiğinde bize söyledikleri "maddi hasarlı trafik kazalarında taraflar anlaşamasa bile kendi aralarında zabıt tutup kaskoya başvurmaları gerekmektedir, kimin hatalı olduğuna eksperler karar verecektir. trafik polisleri sadece ölümlü kazalarda zabıt tutar." ikimizde birbirimize polis hakkında şikayet edip söylendikten sonra çaresiz bir şekilde kendi aramızda zabıt tuttuk. gerekli evrakların fotokopisini çektik vs. vs.

adam aslında beyefendi birisiydi ama hala hatasını kabul etmediği için kızgınım. oğluda motorcuymuş ve trafikte her zaman motorsikletlere dikkat ettiğini söyledi. tahmin ediyorumki ya dalgındı yada beni bir şekilde görmediği için kaza meydana geldi.

şimdik benim motorda sadece sinyal kırık ve açıkçası bir sinyal için eksper gelene kadar motorun serviste yatmasını istemiyorum fakat durup dururken 120tl cepten çıksında istemiyorum. birde çirkef bir eksper gelirde benimle abuk subuk konuşmaya kalkarsa adamı oracıkta yakarım diye düşünüyorum.


bu olay ile birlikte bana ikinci kere araba çarpmış oldu. diğerinde sahil yolunda 80km ile sol şeritte giderken volvo marka bir aracın çok çok ani bir şekilde (formula 1 deki araçların nasıl atak yaptığını hatırlayınız) sola manevra yaparak gidonuma dokunmuştu ve tank slapping denilen olayla tanışmıştım, o günde yere düşmeden kazayı atlatabilmiştim.

üçüncüsünde ne olacak bilmiyorum ama sanırım bir dahaki sefere benim yere düşüşüm çok çok sert olacak.. hala bu kazalardan bu kadar ucuz kurtulduğuma şaşıyorum.

kazadan görüntüler:














NOT: olay yerinde durup bana yardımcı olan bütün motorculardan allah razı olsun, hepsine teşekkür ederim.